“Dijital fotoğraf ve Arşivleme” konulu, Fotoğraf Sanatçısı Cemil Belder’in 18.02.2014 tarihinde kaleme aldığı yazısı.

 

 GEÇMİŞTEN GELECEĞE İZ BIRAKMAK!

E “Eski Taş Çağı” günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce başlamış ve 10.000 yıl önce son bulmuştur. Bu süreyi hayal etmek gerekirse gelmiş geçmiş insanlık tarihini 100cm lik bir cetvel olduğunu düşünürsek bu cetvelin 99cm’lik kısmını  bu çağ oluşturuyor. Aynı zamanda ilk insan atalarının ortaya çıkışı ve ilk aletlerin üretimi yoluyla insanın kavrama yeteneği vücut buluyor.

Şu anda içerisinde bulunduğumuz Dünya da, nimetlerinden yararlandığımız tüm teknolojik icat ve cihazları da geri kalan 1cm’lik zamanda yapıldığı ve üretildiğini varsayabiliriz.

Bununla beraber zaman çizelgemizin %99’unu kapsamasına rağmen geçmişimizden bugünlere kadar ulaşabilen ve ilk yazıyı bulan Sümerlere ait MÖ26. yüzyıla ait tabletler bulunmakta ve dil bilimciler tarafından okunarak çevirimi yapılmaktadır.

Zamanla tekniklerini geliştiren insanlar yazıyı fiziksel olarak yazımı daha rahat ve kolay ancak yıpranması daha basit materyaller üzerine işlemeye başlandı… Bu şüphesiz geçmişten günümüze gelmesi muhtemel tarihi nitelik taşıyan bilgi ve belgelerin zamanla yok olmasını kolaylaştıran en büyük sebep olmuştur.

FOTOĞRAF

Tarihi bilinen ilk fotoğraf 1826 yılında Joseph Nicepore Niepcetarafından 8 saat pozlanarak çekilmiştir. Fotoğrafın icadından sonraki ortalama 196 yıl boyunca oldukça zahmetli methotlar ile çekilen analog fotoğraflar maddi ve manevi değeri ve yer yüzündeki azlığı sebebi ile oldukça önemliydi. Sonraki 15-20 yıl fotoğrafın dijitalleşme deki yaygınlığı, kolay alım gücü ve ücretsiz dijital depolanması gibi etkenlerden dolayı Dünya’da bir patlama gibi yaygınlaştı. 2000’li yıllardan sonra dijital Dünya’ya merhaba diyen insanlık”paylaşımın” verdiği mutluluk ile çılgınlık derecesinde her an ve her şeyin fotoğrafını çekip herkesin ve her kesimin görebildiği şekilde sergilemeye başladı.

Zaman tünelimizin %1’lik kısımını oluşturan bu teknolojik devrim oldukça heyecan verici ve gelecekte ne şekilde ilerleyeceği oldukça merak konusu…

ANCAK GELECEK NESİLLERİ BEKLEYEN OLDUKÇA BÜYÜK BİR TEHLİKE MEVCUT!

Evet… Bu makaleyi yazma sebebim başlıkta söylediğim gibi büyük bir tehlikenin bizi ve gelecek nesilleri beklediği ve bunu öngörememenin mümkün olmadığıdır.

Yazıldıkları günden bu güne kadar dayanan taştan tabletlerin günümüze gelmeleri gibi aslında oldukça zahmetli ve uzun proseslerden geçerek bizlere ulaşan analog fotoğraflar da tarihi bir önem / değer taşıyorlar…

PEKİ YA DİJİTAL ORTAMDA ÇEKİLEN VE SAKLANAN FOTOĞRAFLAR ?

Dijital Dünya’ya merhaba diyerek kullanmaya başlayan herkes ilk etapta kullandıkları cd, disk, usb bellek gibi aygıtların çok güvenilir olduğunu sanmaktaydı… Ancak belli bir süre geçtikten sonra ya yazılımsal sebeplerden ya da depolama belleklerinin fiziksel arızalarından dolayı veri kayıpları, hemen hemen herkesin başına gelen bir durumdur.  Açıkçası ben son 20 yıldır dijital Dünya’nın veri saklama konusundaki hezimetine uğramayan birisini görmedim.

PEKİ GELECEK NESİLLERE DİJİTAL FOTOĞRAF KOPYALARIMIZI NASIL SAKLAYACAĞIZ ?

Keşke dijital fotoğraflarımızı taş tabletler gibi toprak altına gömerek güvenle saklayabilsek.. Ya da anne – babamızın evinde eski analog fotoğraflarımız gibi tv dolabının tozlu rafı veya salon vitrinin yıllardır açılmayan gözünde saklayabilsek…

Komik gelebilir ama bu metot ile en az 100 yıl saklanmış fotoğraflar günümüze kadar ulaştı…

Peki ya sizin çektiğiniz ilk dijital fotoğraf nerede ?

Flash diskinizle beraber bozuldu mu?  Yoksa bilgisayarınıza giren virüsle beraber yok oldu mu? Sanırım bunlarda değilse kesin sizin yada size yakın birinin azizliği ile yanlışlıkla silinerek kendi sonsuzluklarına ulaştılar…

Elektrik ile çalışan tüm depolama cihazlarının henüz süresi kestirilememek ile beraber bir kullanım ömrü var. Kimisi bir kaç ay içerisinde kimisi de 5-10 yıl problem çıkarmadan çalışabilmektedir. Dijital depolama o kadar hassas bir durum ki önem verilmediği takdir de çekilen binlerce fotoğraf,gidilen binlerce kilometre yol, bir fotoğraf makinesine bakarak söylenen onlarca “PEYNİR” çöpe gidebiliyor…

Dijital depolamayı geleceğe taşıyabilecek pek çok insan olmasa da çevre de bunu gerçekten başarmak isteyen insanlar için yazdım bu makaleyi…

Pek çok insanın kendine göre amatör çözümü; fotoğraflarını facebook, twitter, instagram gibi sosyal ortamlara yükleme yapmakta buluyor… Bunların bir üst aşamasına geçmeyi başarabilenler ise bulut sunucu olarak adlandırdığımız sosyal medya gibi yine yurtdışı lokasyonlu bilgisayarlara yükleme yapmakta buluyor…

Peki ya profesyonel olarak fotoğraf çeken ve geleceğe çekildiği gündeki kadar orjinal kalite ve çözünürlükte taşımak isteyenler ne yapmalı ?

Bana göre en iyi “SAKLAMA” metodu  içerisinde elektrik barındırmayan “Çok Amaçlı Sayısal Disk” olarak adlandırdığımız DVD ve daha büyük saklama alanı taşıyan versiyonları olan BD-R (Blue-Ray Disk)’ ler den geçiyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, konunun “KULLANMA” olmadığı ve amacın”SAKLAMA” olduğunu bilmektir.

Bu satırları okuyanlardan bazıları tabi ki diyebilir. En güvendiğimiz dijital verilerimizi basit usul cd, dvd de mi saklayacağız ?

Tabi ki “basit usul” olarak nitelendirdiğimiz ucuz,kalitesiz medyalar kullanmayacağız. Kullandığımız DVD ve ya BD-R (BlueRayDisk)’lerin en kalitelisini alıp kullanacağız. Yine dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan birisi yazılan medyaların yazım işlemi sonucunda mutlaka yazılımsal olarak “DOĞRULAMA” metodu ile tamamının kontrol edilmesi.

İşin meşakkatli  kısımı burada başlıyor diyebilirim çünkü yazmış olduğunuz tüm disklerden 2 adet hazırlamanız, bunlardan birini kullanımınız için yakınınızda güneş, nem, toz gibi etkenlerden yalıtılmış şekilde tutabilirsiniz. Diğer kopyaları güzelce paketlenmiş ve ağzı kapalı olarak anne-baba’nızın evinde ki vitrin ve ya tv dolabının eski rafında analog fotoğraflarınızla omuz omuza saklamanız veri bütünlüğünüz için önemli olacaktır. Son olarak dikkat edilmesini tavsiye edeceğim iki durum var bunlardan ilki elinizin altındaki kopyalara narin davranmanız diğeri ise oluşturduğunuz ikincil kopyaları mutlaka farklı bir adreste saklamanız…

Bu şekilde dijital verilerinizi kısmen güvenli bir şekilde geleceğe taşıyabiliriz…

Bu makalemi görenlerin aslında bir çoğu zaten yazının uzunluğunu gördükten sonra okumaktan vazgeçti..

Okuyan bir diğer çoğunluk yapılacak işlerin fazlalığından dolayı üşenip vazgeçecek…

Sonuç olarak pek azımız geleceğe orjinal kalitesinde fotoğraflarını taşıyabilecek…

Bu arada 16 yıl önce 1999 yılında çektiğim ilk dijital fotoğraf 640×480 çözünürlüğünde fotoğraf çekebilen Creative markasının”GO” modeliydi. Sanatsal ve görsel değeri olmasa da manevi değeri olan fotoğrafları geleceğe taşıyabiliyor olmak ne güzel! Not: Fotoğraftakiler ablam, abim…

18 ŞUBAT 2014 – CEMİL BELDER